MUHARREM- ÂŞÛRÂ VE KERBELA
Toplumu İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak ilkeleri hakkında bilgilendirmek görevi anayasal olarak kendisine verilen Diyanet İşleri Başkanlığımızın ilçemizdeki temsilcisi olarak; Muharrem ayı, Âşûrâ ve Kerbela olayı hakkında sahih kaynaklara dayanan doğru bilgileri halkımızın istifadesine sunmayı bir görev telakki ederek bu yazıyı hazırlayıp, yazı dizisi şeklinde yerel basınımızda yayımlanmak üzere okuyucuların bilgisine sunuyorum.
MUHARREM AYI VE ÖNEMİ
Her dinin, milletin kutsal kabul ettiği kendine özgü belirli gün, gece ya da ayları vardır. Yüce dinimiz İslam’da da böyle gün, gece ve aylar olmuştur. Ramazan ve Muharrem ayları, Kadir Gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramları, Cuma, Arefe ve Âşûrâ günleri bu konuda verilebilecek bazı örneklerdir.
Cahiliye döneminde Araplar, geçmişi çok eski yıllara dayanan ve hürmet edilmesi gereken, savaş yapılması ve kan dökülmesi yasak olan Kamerî aylara Haram Aylar diyorlardı. Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan; kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarına gelen muharrem, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adıdır. Kur’an-ı Kerim’de muharrem kelimesi ay ismi olarak geçmez ancak savaşın haram olduğu aylardan söz edilirken bu aylara saygı gösterilmesi emredilmiştir. Bu ayetlerden bazıları şunlardır:
“Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: ‘O ayda savaş büyük bir günahtır…” (Bakara 2/217).
“ Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâbe’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin.” (Mâide 5/2)
“Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.” (Tevbe 9/36)
Hz. Muhammed (s.a.v.) Veda Haccı sırasında Mina’daki hutbesinde: “İşte zaman, hakikaten Allah Teala’nın gökleri ve yeri yarattığı günkü gibi bir devre girdi. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haramdır ki; üçü peş peşe Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, biri de Receb’dir.” buyurarak bu konudaki müşriklerin keyfi uygulamalarından kaynaklanan karışıklığın giderildiğini belirtmiştir. (Buhari, Tefsiru Sure, 9,8,V,204)
Muharrem ayını önemli kılan özellikler kısaca şöyledir.
1- HİCRÎ YILBAŞI:
Gerek peygamberlikten önce gerekse peygamberlikten sonra herkesçe bilinen ve uygulanan bir takvim yoktu. Olaylar daha çok önemli hadiseler dile getirilerek (mesela Fil Vakasından önce, sonra; bi’setten (peygamber gönderilmeden) önce, sonra diye) belirlenirdi. Bu durum çok geçmeden bazı karışıklıklara neden oldu. Hz. Ömer’in halifeliği devrinde devlet işlerinin ve yazışmaların sağlıklı yürütüle bilmesi için bir takvim edinme ihtiyacı ortaya çıktı. Yapılan istişareler neticesinde h. 17 (m.638) yılında Hz. Ali’nin teklifi üzerine Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicreti (m.622) resmi takvimin başlangıç yılı (Hicrî 1) olarak kabul edildi ve Muharrem ayı da hicri takvimin ilk ayı olarak belirlendi. Bu gün 1433. yılını idrak ettiğimiz Hicrî Takvimin ayları şunlardır: 1) Muharrem, 2) Safer, 3) Rebîu’l- Evvel, 4) Rebîu’l- Âhir, 5) Cemâziye’l- Evvel, 6) Cemâziye’l- Âhir, 7) Recep, 8) Şaban, 9) Ramazan, 10) Şevval, 11) Zilkâde, 12) Zilhicce.
Osmanlılar döneminde muharrem ayında devlet erkanı padişahın huzuruna çıkarak yeni yılı tebrik eder ve padişahtan “ muharremiyye” denilen hediyeleri alırlar, kendileri de maiyetindeki kişilere muharremiyye verirlerdi.
Muharremin birinci gününden onuncu gününe kadar şu duaya devam edilmesi tavsiye edilmiştir. “Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’ım sen ebedîsin, kadîmsin, haysın (devamlı diri olan), kerîmsin, hannânsın (çok merhametli), mennânsın ( çok ihsan eden). Bu yeni yılda bizleri şeytanın şerrinden korumanı, nefsimizin kötülüklerine karşı bizlere yardım etmeni niyaz ederim. Yâ zel celâli ve’l ikrâm. Birahmetike yâ erhamerrâhimîn.”
Celil KARACA
Muratpaşa İlçe Müftüsü
02.12.2011 tarihinde eklendi. 71 defa okundu.