HZ. HÜSEYİN VE KERBELA OLAYI
Hz. Peygamber’in torunu, Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin küçük oğlu olan Hz. Hüseyin, h.5 Şaban 4 yılında (m.10 Ocak 626) Medine’de doğdu. Göğsünden aşağısının dedesine çok benzediği rivayet edilir. Doğduğu zaman Hz. Peygamber, adını kulağına bizzat ezan okuyarak koydu ve doğumunun yedinci gününde Akîka Kurbanı kestirip Hz. Fâtıma’dan saçının ağırlığınca fakirlere gümüş dağıtmasını istedi. (TDV. İslam Ansiklopedisi, Hüseyin, 18/518)
Peygamberimiz torunları Hasan ve Hüseyin’i çok sever, onlarla oynar, sırtına bindirir, şakalaşırdı. Bir defasında minberde iken torunları düşe kalka mescide geldiler. Onların bu halini gören rahmet peygamberi dayanamayıp hutbesini yarıda kesti, minberden indi, kucağına alıp tekrar minbere çıktı ve hutbesine devam etti. Namaz kıldırırken secdede torunları sırtına çıkarlar, düşmesinler diye secdeyi uzattığı olurdu.
Hz. Hüseyin de ağabeyi Hasan gibi ilk iki halife döneminde cereyan eden önemli olaylarda fiilen yer almadı. Hz. Osman’ın evini kuşatan isyancılara karşı babası Hz. Ali tarafından ağabeyi ile birlikte halifeyi korumak ve evine su taşımak üzere görevlendirildi. Babasının halifeliği sırasında Kûfe’ye giderek onun bütün seferlerine katıldı; Hz. Ali’nin harici Abdurrahman b. Mülcem tarafından zehirli bir hançerle sabah namazında (m.661) şehit edilmesinden sonra babasının vasiyetine uyarak ağabeyine itaat etti. Hz. Hasan’ın Muaviye ile anlaşmaya karar vermesi üzerine onunla birlikte Medine’ye gitti. Kendini ibadete vererek zühd ve takvaya dayalı bir hayat sürdürdü. Muaviye’nin oğlu Yezid’i kendisinden sonra halife tayin ettiğine dair mektubu Mescid-i Nebevî’de okununca pek çok müslüman gibi Hz. Hüseyin de buna karşı çıktı. Ebubekir’in oğlu Abdurrahman Medine valisi Mervan’a, Muaviye’nin yalan söylediğini ve saltanatı babadan oğula intikal ettiren Bizans sistemini müslümanların başına getirmek istediklerini söyleyerek tepkisini dile getirdi. Hz. Ömer’in oğlu Abdullah ise Yezid’in fâsıklığını ileri sürerek biat etmedi. Muaviye’nin ölümü üzerine babasının yerine geçen Yezid bu kişilerin, özellikle de Hz. Hüseyin’in ne pahasına olursa olsun biatlerinin alınmasını istedi. Durumu öğrenen Hz. Hüseyin Medine valisi Velid ile görüşmeye gitti ve ona: “benim gibi bir adam gizlice biat edemez; zaten sen de halk katında açıkça yapmadığım bir biata razı olmazsın” diyerek ertesi gün halkın önünde biat edeceğini bildirdi. Mervan Velid’e, yanından ayrılmadan önce Hüseyin’in biatını sağlamasını veya boynunu vurdurmasını tavsiye etti; ancak Velid: “Sen benim için dinimi yıkacak bir şey tavsiye ediyorsun. Yemin ederim ki Hüseyin’i öldürmek suretiyle dünyanın her yanına, üzerine güneşin doğup battığı bütün mal ve mülküne sahip olacağımı bilsem yine de bunu yapmam” diyerek tavsiyesini reddetti. (TDV. İslam Ansiklopedisi, Hüseyin, 18/ 518-519)
Mervan Kimdir?
Hz. Osman’ın amcası Hakem b. Ebu’l- Âs’ın oğludur. Hakem Mekke’nin fethinin ardından müslüman olmuş ancak olumsuz hareketlerine devam etmesi, Hz. Peygamber’i takip edip evini gözetlemesi ve müslümanların sırlarını ifşa etmesi yüzünden Rasulüllah tarafından lanet edilerek Taif’e sürülmüştür. Hz. Ebubeir ve Hz. Ömer, Hakem’in Medine’ye dönmek için yaptığı müracaatları kabul etmediler. Hz. Osman halife olunca Hakem ve ailesine izin verdi ve o sıralar yirmi yaşlarında olan Mervan’ı da devlet kâtibi yaptı. Bu durum sahabe arasında ciddi tenkide neden olmuştur. Halifenin bilgisi dışında onun ağzından eski Mısır valisine yazdığı söylenen mektup dolayısıyla vuku bulan üzücü olayların da baş sorumlusu Mervan’dır. İkinci Muaviye’nin ölümünden sonra on ay halifelik yapmıştır. (TDV. İslam Ansiklopedisi, Hüseyin, 18/ 225-226)
Hz. Hüseyin Velid’in yanından ayrılınca gece bütün aile fertlerini de yanına alarak Mekke’ye gitti. Onun Mekke’ye gittiğini haber alan Kûfe’liler kendisini hilafete getirmek için davet mektupları yazdılar. Bu mektuplar o derece sık ve çoğaldı ki Hz. Hüseyin, durumu yerinde incelemesi için amcasının oğlu Müslim b. Akil’i Kûfe’ye yolladı. Uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından Kûfe’ye varan Müslim b. Akil Hz. Hüseyin adına biat almaya başladı. İlk aşamada on iki bin ile otuz bin kişinin biat ettiği rivayet edilir. Müslim bir mektup yazarak Hz. Hüseyin’i Kûfe’ye çağırır. Müslim’in Kûfe’deki bu faaliyetlerini haber alan ve onu engellemede yetersiz gören Yezid, valiyi görevden alarak yerine Basra valisi Ubeydullah b. Ziyad’ı tayin eder. Müslim’i öldürmesi talimatını verir. İbn-i Ziyad caydırıcı tedbirler alır, baskı ve tehditlerle Hz. Hüseyin taraftarlarını dağıtır. İhbar üzerine yakaladığı Müslim’i öldürür, cesedini sokaklarda sürükletir.
Celil KARACA
Muratpaşa İlçe Müftüsü
02.12.2011 tarihinde eklendi. 70 defa okundu.