ÂŞÛRÂ GÜNÜ
Arapça on sayısı olan aşr kökünden türeyen Âşûrâ, Muharrem ayının onuncu gününe verilen isimdir. Cahiliye Arapları bu güne önem verir ve bu günde oruç tutarlar, Kâbe’nin örtüsünü bu günde değiştirirlerdi. Yahudiler de Hz. Musa’nın Firavunun zulmünden bu günde kurtulduğuna inanarak şükür olsun diye oruç tutmuşlardır. Bu konuda hadis kaynaklarında geçen rivayetlerden bazıları şunlardır:
Hz. Aişe’nin rivayetine göre: “ Âşûrâ, Kureyş’in Cahiliye devrinde oruç tuttuğu bir gündü. Rasulüllah da buna riayet ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretmişti. Fakat Ramazan Orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bırakmış, bundan sonra Müslümanlardan dileyen bu günde oruç tutmuş, dileyen tutmamıştır.” (TDV.İslam Ansiklopedisi, Âşûrâ, 4/25)
Abdullah b. Ömer’in rivayetine göre: “Âşûrâ cahiliye devri insanlarının oruç tuttuğu bir gündü. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca Rasulüllah’a âşûrâ konusu sorulmuş, O da; ‘Âşûrâ Allah’ın günlerinden bir gündür, dileyen bu günde oruç tutsun, dileyen tutmasın’ buyurmuştur.” (TDV.İslam Ansiklopedisi, Âşûrâ, 4/25)
Abdullah b. Abbas anlatıyor: “Rasulüllah Medine’ye gelince Yahudileri Âşûrâ gününde oruç tutar gördü. Onlara:
- Bu nedir? Niçin oruç tutuyorsunuz? diye sordu. Onlar:
- Bu hayırlı bir gündür. Allah o günde İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardı. Hz. Musa şükür olsun diye o gün oruç tuttu; dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.):
- Ben Musa’ya sizden daha layığım buyurup o gün oruç tuttu ve müslümanlara da tutmalarını emretti.” (Hadis Ansiklopedisi, Prof. Dr. İ. Canan, 9/104)
-
“Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan âşûrâ orucudur.” (Riyazü’s- salihin,5/521)
“Âşûrâ orucunun önceki yılın günahlarına keffaret olacağını Allah’ın rahmetinden umarım.” (Hadis Ansiklopedisi, Prof. Dr. İ. Canan, 9/101)
İbn-i Mes’ud’un rivayetine göre: “Kim ailesine âşûrâ günü cömert davranırsa Allah da ona senenin geri kalan günlerinde cömert davranır.” (Hadis Ansiklopedisi, Prof. Dr. İ. Canan, 9/240)
Muharrem orucu sünnet oruç olup 9 ve 10. günde veya 10 ve 11. günlerde iki gün olarak tutulur. Dileyenler 9,10 ve 11. günlerde üç gün olarak tutabilirler. Peygamber Efendimiz, Yahudilere benzememek için yalnız onuncu günde değil, bir gün öncesi veya sonrasıyla birlikte iki veya üç gün tutulmasını tavsiye etmiştir.
Âşûrâ günü oruç tutmanın faziletine ilişkin sahih hadisler bulunmasına karşılık, o gün yıkanmak, gözlere sürme çekmek, kına yakmak, bayramlaşmak, hububat karışımı aş (aşure) pişirmek, sadaka vermek, mescitleri ziyaret etmek ve kurban kesmek gibi fiiller hakkında sahih bir rivayete rastlanmamıştır. Hz. Hüseyin efendimizin şehit ediliş nedeniyle bu günü matem olarak yaşayan Şiilere inat bu günde bayram ve sevinç gösterileri tertip etmek büyük bir vebal olur. İslam ahlakına, ehl-i beyt sevgisine ve müslümanlığa yakışmaz.
Müslüman Türklerin dini halk geleneğinde önemli bir yer tutan âşûrâ, aynı zamanda, muharremin onuncu günü başlamak üzere daha sonraki günlerde de özel merasimlerle pişirilip dağıtılan tatlıya da ad olmuştur. Çok eskiden beri devam eden aşure aşı Osmanlılar döneminde sarayda da pişirilirdi. Aşure Testisi adı verilen özel kaplarla saray dairelerine ve halka bir kaç gün süreyle dağıtılırdı.
Günümüzde de muharrem ayı başta olmak üzere senenin diğer ve özel günlerinde aşure tatlısı pişirilir ve komşulara dağıtılır ki karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmayı, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren güzel bir adet olmuştur.
Celil KARACA
Muratpaşa İlçe Müftüsü
02.12.2011 tarihinde eklendi. 72 defa okundu.